24 Eylül 2008 Çarşamba

Oğlum ve babam



Saatime bakıyorum. Sonra gözlerimi fotoğrafa çeviriyorum. Fotoğraftaki çocuğu düşünmek için oturmamıştım masaya, oysa bu çocuk kötü taranmış bir fotoğrafın içinden her nasılsa bir yolunu bulup gözlerimden zihnime bakıyor. Masanın sol tarafında bugünkü gazeteler var. Dün yaşanan olaylardan söz eden gazeteler. Fotoğraftaki çocuk üzülüyor mu bilmiyorum, zamanın daraldığını anlıyorum. Çok az vakit kaldı. Geçen gün dayım öldü. Akşam üzeri 19:00 sıralarında toprakla buluştu. Geri döndük ve yemek yedik. Dayım dün bu saatlerde çayını içiyordu diye düşündüm. Fotoğraftaki çocuk beni anlıyormuş gibi baktı. Saatime yine baktım. Yazı bitti.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Çocukluktan parça parça zamanlar..


Zaman konusunun günlükte işlenmesi tesadüf mü bilmem ama üzerinde bayadır çalıştığım ve daha çok zaman alacağa benzeyen projemden bir kaç ip uçları...


Bir günlük seyrinde olan güncel fotoğraflar bunlar aslında. Bir yandan bugünle uğraşırken diğer yandan geçmişi kurcalamak zor iş.

Fakat her zaman ikisi bir yerlerde buluşuyor..



20 Ağustos 2008 Çarşamba

Ne içindeyim zamanın...





Bazı düşüncelerin zaman içinde nesnelere bile dönüşmesine hep şaşırmışımdır. Çoğu düşünce hedefe koşan sporcular gibidir ama çoğunlukla bir tanesi kazanır. Diğerleri de sıralamaya girer, sonra diğerleri de zaman içinde kazanabilir, bir gün birincinin hiç hatırlanmadığı bir zaman da gelir, unutulur, yeniden hatırlanır, sıralamada sonuncu olan fikir de bir gün gelir kazanabilir (ve kalıcı olabilir de) bilinmez. Tahmin edileceği üzere pek çok düşünce de zaman içinde eriyip gider, kaybolur.

500 yıl önce o zamana göre olağanüstü şeyler düşünen biri vardı. Düşündüğü şeylerin bir bölümünü defterlere çizdi durdu. Epeyce bir kısmı çizgi olarak kaldı, yaptıkları yinelendikçe adı büyüdü, fikirleri başka fikirleri doğurdu.

Seneler geçti aradan, o çizimlerin ve düşüncelerin benzerleri farklı biçimlerde ve farklı mantık düzenekleriyle de olsa hayata katıldılar.

Aslında bunların bir kısmını 2000 yıl önce birileri daha düşünmüştü, ama o zamanlar daha önemli başka başka şeylerin peşindeydi insanlar. Dünya tarihini düşününce ölüp giden insanlar gibi o kadar çok fikrin çürüyüp gittiğini veya dağıldığını, nasıl olup da biçim değiştirdiğini farketmemek mümkün değil.

Ama benim şimdi koyu ve şekersiz bir kahve içmem lazım. Yıllar içerisinde tadı kaçan şarap benzeri ölen fikirlere saygıyla kupamı kaldırıyorum...

Hayat biz olmasak da devam ediyor, fikirler dolaşıp duruyor.
google27928836a124597b.html