24 Şubat 2017 Cuma

Ilford


Ilford firması 130 yıldır analog fotoğrafçılar için film üretiyor. Her şeye rağmen kahramanca direnip ayakta kaldılar. Bu durumun en büyük paylarından biri de halen Ilford fotoğraf filmlerini satın almaya devam eden güzel insanlardır. Onlara büyük saygı ve sevgi duyuyorum.

Ben biraz uzaklaştım ancak analog fotoğrafın güzelliğine her zaman hayranım.

Keşke dijital fotoğrafçılık çok daha geç icat edilseydi.

(c) Mehmet Bizansbeyi


21 Şubat 2017 Salı

John Berger ile Bir Fotoğrafı Anlamak

Nikon D700, Nikon AF-S Micro NİKKOR 60mm f/2.8G ED

Fotoğraf üzerine düşünen insanları çok seviyorum. 


John Berger sadece fotoğraf ve sanat üzerine değil fotoğrafı bir elinde tutarak dünya üzerine, eşya üzerine, zaman üzerine ve her zaman insan üzerine yazılar yazmış, büyük bir saygı ve sevgi duyduğumuz bir yakınımız adeta.

(Fotoğraf üzerine en kült kitapları ve fikirleri, fotoğrafçı olmayan insanların yazması da üzerine düşünülmesi gereken bir konu değil midir? Walter Benjamin, Roland Barthes, Susan Sontag ve elbette John Berger...)

 
Sevdiğim bir yazarın, yine sevdiğim bir başka yazarı anması kadar güzel bir şey olamaz. Mesela bu kitapta hiç beklemediğim bir isim olan Andrey Platonov'u görünce çok mutlu oldum.  Bu vesileyle belki birileri "Kimmiş bu Platonov ve neler yazmış?" diye düşünür ve okursa onlar için büyük bir adım olacaktır diye düşünüyorum.


Çünkü Platonov, bence Rus edebiyatının en büyük yazarlarından biri ve yine bence edebiyata düşkün her fotoğraf meraklısının ondan haberdar olması gerek. Küçük bir alıntı (veya ışık demeti) ile hiç okumayanlar için bir pencere açayım:
“Öğle yemeği molalarında bile gözünü lokomotiften ayırmayan Zahar Pavloviç sevgisini sessizce yaşıyordu. Kendi evini de cıvatalar, eski supaplar, mini vanalar ve diğer mekanik parçalarla doldurmuştu. Masaya bir sıra halinde dizdiği bu nesneleri seyre dalıyor ve asla yalnızlıktan sıkılmıyordu. Zahar Pavloviç yalnız değildi de zaten - makineler insandı ona göre, içinde hep birtakım duygular, düşünceler, arzular uyandırıyorlardı. Makara adı verilen ön lokomotif tekerleği Zahar Pavloviç'i yerin sonsuzluğunu düşünmeye itmişti. Geceleri yıldızlara bakmak için mahsus dışarı çıkıyordu: Evren geniş miydi, tekerleklerin sonsuza değin yaşamasına ve dönmesine yetecek kadar yer var mıydı? Yıldızlar şevkle ışıldıyordu ama her biri yalnızlık içindeydi. Zahar Pavloviç gökyüzünün neye benzediğini düşündü.”
Çevengur, Andrey Platonov, Metis Yay., Çeviri: Günay Çetao Kızılırmak. s.38

Sadece Platonov değil, Alberto Giacometti, çok sevdiğim Martine Franck ve elbette büyük usta HCB (Henri Cartier-Bresson), Susan Sontag ve Roland Barthes üzerine çok güzel yazılar okudum, yine önemli şeyler öğrendim. 

Önsözleri sevmem ve okumaktan kaçınırım ama bu kitabın önsözü de harika.

En çok da mutfaktaki saati anlattığı yazıyı sevdim. 

HCB üzerine yazdıklarını büyük bir dikkatle okudum. Türkçe'de bir iki tane var ama keşke hcb ve dönemiyle ilgili çok daha fazla kitap çevrilse. Ondan öğrenilecek şeyler bitmiyor.


John Berger ölmesin ve "Bir Fotoğrafı Anlamak" bitmesin isterdim.

23 Aralık 2016 Cuma

Roger Ballen tuhaf fotoğraflar diyarında



Portrait of Sleeping Girl, 2000

Fotoğraf sanatçısı Roger Ballen'in eserlerini İstanbul Modern'in fotoğraf galerisinde 28 Aralık 2016'dan itibaren görebileceğiz.

Fotoğrafçı üzerine yazılmış en iyi tanımlardan birini İpek Çınar'ın  Orta Format dergisinde gördüğüm "Olaylar, Olanlar, Kalanlar" adlı yazısında okudum:



"Roger Ballen, bu alışkın olduğumuz dünyada birbiriyle hiçbir alakası olmayacak şeyleri bir araya getirerek, onların özlerini birbirine yaklaştırıyor. Kelimelerin cümle içinde, tek başına sahip oldukları anlamdan farklı bir görev üstlenmeleri misali, Roger Ballen’in fotoğraflarında da nesneler, kendi başlarına sahip oldukları imgenin ötesinde bir anlam giyiniyor. Bir diğer deyişle Ballen, nesnelerin özüyle oynuyor. Mutlak saflık ve ondan uzaktalığı birbirinin içinde eritiyor."


BALLEN TUHAFLIKLAR DİYARINDA

Roger Ballen 30 yılı aşkındır jeolog olarak gelip yerleştiği Johannesburg'da (Güney Afrika Cumhuriyeti) yaşıyor ama 1950 New York doğumlu. Şimdi 66 yaşında olduğuna göre 30'larında gelmiş olmalı. 

Fotoğraflarına bakmakta güçlük çektiğim ve eserlerinin büyük bir çoğunluğunu rahatsız edici bulduğum Roger Ballen kendisinin de kabul ettiği gibi tuhaf konular ve insanlarla ilgileniyor. Elbette bilerek, bilinçli olarak yapıyor her şeyi. Belki de anahtar kelime bu. Çalışmalarının hepsi gerçeklerden yola çıkıyor ama sonunda kurmaca oluyor, üzerinde düşünülmüş, detaylara önem verilmiş eserler üretiyor. 

Estetik değerlere karşı bir duruşu da var. Bu durumun bir nedeni de çok sevdiği çekim ortamlarından kaynaklanıyor olmalı. Kibirli de biraz, kendi sitesinde 21. yüzyılın önemli sanatçılarından biri olduğunu söylüyor. Her halde öyle ki hemen her sene en az 10 sergi açıyor. 2016 ise rekor yılı, sadece solo sergileri 30'dan fazla. 

'Fotoğraf dehası' Ballen'ın sevdiğim bir iki çalışması var sadece. Çok sevmiyorum ama inatçılığı, özgün oluşu ve daima kendi yolunu çizmesiyle saygı duyduğum bir kişilik kendisi.

"I FINK YOU FREEKY" 

Roger Ballen aynı zamanda Die Antwoord grubunun milyonlarca kez izlenen şarkısı "i fink you freeky" (kelimeleri okunduğu gibi yazmışlar, tabii onların okuduğu şekliyle "i think you freaky" yani "senin bir ucube olduğunu düşünüyorum" -böyle söyleyince garip oluyor tabii ama aslında olumlu bir ifade bu çünkü şarkı "and i liek u a lot" "ve senden çok hoşlanıyorum" diye devam ediyor) klibinin de yönetmeni. 

Şimdiden uyarayım akıl sağlığınız için iyi olmayabilecek, görüntülenen hemen herkesin şarkıyla uyumlu olarak delilikte yarıştığı bu video klip Ballen'ın takıntılı olduğu temaları içeriyor.


Ek okuma: Johannesburg’daki fotoğraf dehası: Roger Ballen


   

  

1 Eylül 2016 Perşembe

Marc Riboud



Marc Riboud (d. 1923 - ö. 2016)
Forbidden City - Yasak Şehir
Beijing - Pekin, 1957
google27928836a124597b.html