5 Haziran 2008 Perşembe

Zaman meselesi - 5



Hiroşi Sugimoto 1980-2003 yılları arasında deniz manzaraları çekmiş. Başka fotoğrafları da var aynı teknikle çektiği ama benim asıl beğendiğim fotoğraflar sadece su ve havadan oluşan görüntülerin bulunduğu bu deniz manzaraları.

Eski ve ağır bir makineyle uzun zaman harcanarak elde edilen görüntüler bunlar. Zamanın ağır ağır soluk almasını izliyoruz bu fotoğraflarda. Su ve hava birbirine karışıyor bir süre sonra fotoğrafın kimi bölgelerinde su ile hava karışmış... Geniş bir yüzeyin örtüsünü yerinden oynatan havanın zamana karıştığını görüyoruz. Zamanın havaya ve giderek suya karışıp kaybolduğunu görüyoruz. Suyun karanlığını araladığnı ve havaya bir şeyler anlattığını görüyoruz. Zamanın yeryüzündeki her şeyi bulanıklaştırdığını da biliyoruz böylece. Balıkları düşünüyorum, toprağı ve diğer canlıları. Ama zaten hepsi orada. Hepsini hissediyoruz.

(Foto Getty Images > AFP/Getty Images, http://www.daylife.com/topic/Hiroshi_Sugimoto/photos/all/1)

1 Haziran 2008 Pazar

Nuri Bilge Ceylan

       white fence, 1884


Nuri Bilge Ceylan'dan çok bahsedilen su günlerde fgünlük de kendisinden bahsetmeden geçemeyecek. Bu yazidan sonra, eger okumadiysaniz degerli Murat Eren'in moleschino'daki su yazisini da lütfen okuyunuz. Meren Bey aramiza katilana kadar linklerle idare edelim artik..

Eski fotograflarini izlemekten çok zevk aldigim, yeni fotograflarinin da normalde sevmeyecegim klasik bir tarzda olmasina ragmen ince bir çizgiyle güzel tadlar vermesi nedeniyle çok sevdigim bir fotografçi-sinemacidir kendisi.

Üç sene önce Uzak filminin gösterimi sonrasi olan sohbetimizde herseyden önce fotografçi oldugundan ve fotografin onun için çok özel oldugundan bahsetti. Türk sinemasinda nadir görülen, sanatsal kaygilari olan ve filmlerinin yapimciligini yapabiliyor olan bir yönetmen olmasina karsin sinemanin ekip isi zorluklarindan ve bu zorluklarin kagit üzerindeki fikrin 35mmlik filme geçene kadar neler kaybettigini anlatti. 

Fotograf ile olan bu iliskiyi de "Fotograf çektiginiz zaman makinanizla yalnizsiniz, kimseye ihtiyaciniz yok" diye de özetlemisti.

Fotografin bu öznelligine ve yalnizligina ben de hastayim. Hatta otoportrelere olan düskünlügümde bu yüzdendir. Orada makinaniz bile yoktur, tamamen kendi kendinize kalirsiniz... 


                                   Self portrait as a branch of a tree  

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Zaman meselesi - 4


Cok klasik bir söylem olan fotografin zamani durdurma eylemine ben pek katilmam.
Bence zamani filan durdurmaz fotograf. 'O ani' filan da belgelemez.

Makinanin perdesi saniyenin bilmem kaçi hizda davranip neredeyse zamani durduruyormus gibi görünse de o anki zamandan degil fotografçinin geçmis zaman hali olan -mis halinden bahsedilebiliriz deklansore basildiginda.

O anin hiçbir önemi yoktur. O zamani durdurmanin da film izlerken 'pause' a basmaktan ya da bilgisayardaki 'screen shot' özelligini kullanmaktan bir farki yoktur. Asil mesele o an bir film cekmektir. Ve is her ne kadar dogaclama olursa olsun, mutlaka sevgili beynimizin -mis halinde mutlaka bir senaryosu vardir.Dursa dursa odur duran zaman.

Bir de Duran Duran diye bir grup vardir ama tabii ki hiç bir alakasi yoktur konumuzla. Zaten neden bazi kelimeler iki kez kullanilir anlamam. (baden baden, caretta caretta gibi)

27 Mayıs 2008 Salı

Zaman meselesi - 3

(c)bizans


1. "Fotoğrafla ölüm arasında bir bağ var mıdır?

“Elbette vardır. Evlat, öldüğün zaman hatıraların kalır, eeee onu nasıl anlatacaksın geride kalanlara, tabii fotoğraflarla..."

(Ara Güler, Röportaj: Serdar Ağır, Cumhuriyet Hafta Sonu, 12.04.2008)

2. "Özkök fotoğraf çekince zamanın heykeli ortaya çıkıyor. O fotoğrafçı bir şair, şairken fotoğrafçı. Geçip gideni yakalayıp resme yapıştırıyor."

(Claude Simon, Lütfi Özkök için, Cumhuriyet Kitap, 09.02.2001)
google27928836a124597b.html